12 Aralık 2010 Pazar

İnsanların arkasından su döken kız


12.12.2010

Istanbul-Madrid

İnsanların arkasından su döken kız

Demek gidiyorsun. O zaman arkandan su dökeyim. Havaalanında mı? Evet, ne var?
Olmadı ne yazık ki! Evin kapısında, bayır aşağı park etmiş taksinin arka tekerleğinden aşağı süzüldü sular. Bu sular ki insanların arkasından su döken kızın evinde kalan ve benim minik plastik şişemin ancak yarısını doldurabilmiş olan sudan çalınmış bir mavi kapakçık kadar olduklarından, o sırada yağan yağmurun altında derhal yok oldular. Bakamayıp başımızı diğer yana çevirdik. Bu diğer yan, birbirimizin yüzüne tekabül ediyordu. Baktık, sarıldık, insanların arkasından su döken kızın son sözleri “istediğim gibi sarılamadım” oldu. Benimkiyse, “sarıldın”.  
Bu taksi beyaz. Çünkü korsan. Şoförle tanışmamızı zorunlu kılıyor. Sivil polisler havaalanı girişinde durdururlarsa birbirimizi tanıdığımızı kanıtlamamız icap ediyor. İsmimi soruyor. Söylüyorum. Onunki Muhammed. “Sorarlarsa arkadaşız” diyor. Sizi yağmurda beklerken gördüm, gideceğiniz yere kadar bırakmayı teklif ettim. “Sahi mi?, ne kadar güzel, demek arkadaşımsınız, hem de gideceğim yer kent sınırlarını zorluyor olmasına rağmen bu inceliği gösterecek kadar da güzel insansınız, teşekkür ederim!” “Sizi dış hatlar geliş katında bıraksam da şansımızı zorlamasak olur mu?” diye soruyor. “Tabi olur, ha gidiş ha geliş ne fark eder ki,” demek istiyorum. “Tabi, tabi.”
Galiba burada, kent sınırlarının bittiği bu yerde hepimiz arkadaşız. Onca zaman duymayı ve görmeyi beklediğim yakınlığı burada görüyorum. Hem de başlarını kaşıyacak vakitleri bile yokmuş gibi görünen üniformalı kalabalıklardan. Çantalar, dıt dıt dıt, tekrar geçin, dıt dıt, bekleyin, olur, bayan arkadaşınız, arkadaşımız, hepimiz arkadaşız ya ondan bu tabiri kullanıyorum, size biraz dokunsun bakalım, neden olmasın, evet hazır olsanız da olmasanız da dokunuyorum, yeni bayan arkadaşımın elleri pek hisli değil ama olsun, arkadaş arkadaştır, bir anda aklıma lise birinci sınıfta yazmamız beklenen, beni hayli ürküten şu kompozisyon konusu geliyor, arkadaş ile dost arasında ne fark vardır!!!!! Sınıf olarak hayatlarımızın derin karanlık kuyulara yuvarlandığı an, bu beyaz kağıtlardan ya sağ çıkarız ya da marazlı, ben anlaşılmayarak kurtulup, sonunda sınıfın en düşük notunu almakla yırtıyorum, diğerleri ne yaptı bilmem, ama hiç biriyle görüşmediğime göre dostluk ve arkadaşlık tanımlarının dışına taşmış mı oluyoruz? Bu iyi bir şey mi? Bundan bir başka kompozisyon çıkar mı? Giriş gelişme ve sonuç bölümlerini birbirinden ayıramayan ben bunun için kalem oynatabilir miyim? Bu soruların yanıtlarına toptan bir her neyse diyerek, bayan arkadaşımın botlarımın fermuarlarını açmaya çalışan ellerini izliyorum. Umarım yeterince akışkan bir cinsel hayatı vardır da günün birinde onu bu tür fantezilerle renklendirmek zorunda kalmaz ! Arkadaşlığımızın son bulduğu kırmızı çizgiden geçiyorum, Elveda!!!

1 yorum:

  1. İyiye iyi demek yorum degil olsa olsa sıcaklığı ta derinlerde hissedilen bir cümlenin altını çizmek: İnsanların arkasından su döken kız.

    YanıtlaSil